Yapışkan bant niçin kendine yapışmıyor?

Farklı malzemeleri yüzeysel bir bağ kurarak birleştirebilen maddelere yapıştırıcı deniliyor. Yapıştırıcılar tabiatta doğal olarak da bulunuyor. İnsanlar ilk zamanlardan beri çam sakızı, balmumu, un hamuru, yumurta akı, kaynamış hayvan kemiği gibi doğal yapıştırıcıları çevrelerinde bol ve kolay bulabildiklerinden on dokuzuncu yüzyıla gelip kauçuk esaslı yapıştırıcılar ortaya çıkana kadar daha iyilerini bulmak için araştırma yapma ihtiyacını duymamışlardı.

İki cismi sadece yapıştırıcı ile değil de, üzerine yapıştırıcı sürülmüş üçüncü bir malzemeyle birbirine birleştirme fikri de yine on dokuzuncu yüzyılda kauçuk için yeni uygulama alanları aranırken ortaya çıktı. 1845’de ABD’de Dr. Horace Day kauçuk esaslı ilk yapışkan bandı, ameliyatlarda kullanmak amacıyla geliştirdi. Kauçuk sınırlı bir yapışkanlık verdiğinden bu yara bantlarında yapışmanın olabilmesi için yağ ve reçine gibi ilave malzemelere ihtiyaç duyuluyordu.

İsveçli tekstil mühendisi E. Brandenberger 1900 yılında restoranda yemek yerken yan masadaki müşteri kazara şarabını masaya döker. Garson masa örtüsünü değiştirmeye çalışırken Brandenberger masa örtüsü üzerine kaplanacak sızdırmaz ve şeffaf bir tabaka yaratma fikrini kafasına koyar. Bir Fransız tekstil firmasında çalışan Brandenberger 1908 yılma kadar birçok malzeme dener. En son selülozdan geliştirdiği sıvıyı kumaş üzerinde uygular ama oluşan tabaka ile kumaş aşırı sertleştiğinden başarılı olamaz. Ne var ki kumaş üzerinden kolayca ayrılabilen bu ince şeffaf tabaka başka alanlarda geniş bir uygulama sahası bulur. Brandenberger bu malzemeye ve kurduğu firmaya “cellophane” (selofan) ismini verir. “Çello” selülozdan, “phane” Fransızca şeffaf anlamından geliyordu.

yapıiskan_bant

Okyanusun bir tarafında yapışkan bant diğer tarafında da şeffaf tabaka icat edilmişti, artık sıra bu ikisini birleştirip şeffaf yapışkan bant yapmakta idi. ABD’de Richard Drew, 3M firmasında mühendis olarak işe başladığı 1923 yılında firma sadece zımpara kâğıdı üretiyordu. Drew 1927 yılında boyacıların boyanmayacak kısımları kapatmada kullandıkları bir bant geliştirir. İlk bandını bir oto boya atölyesinde test ederken, zemine iyi yapışmadığını gören işçiler Drevv’e “Al bu bandı İskoç (cimri olduğunu ima ederek) patronuna götür, biraz daha yapıştırıcı sürsün” derler. Bunun üzerine Drew bandına, sonradan dünya markası olacak “Scotch” (İskoç) bandı ismini verir. Daha sonra 1930 yılında bu bandı şeffaf, selüloz esaslı, selofan sırtlı, basınca hassas bant haline getirerek piyasaya sürer.

1937’de Colin Kininmonth ve George Gray bir Fransız patentine dayanarak tabii kauçuk reçinesini selofan film üzerine kaplayarak Avrupa’nın yapışkan bandını elde ettiler ve ürünlerine “sellotape” (seloteyp) adını verdiler. 1939’da savaşın patlak vermesini takiben şirket üretimini askeri hizmetlere yöneltti. Selüloz bantlar asker tayınlarını, ilk yardım paketlerini, bez bantlar da cephane sandıklarını sızdırmaz şekilde kapatmada kullanıldı.

Selofan bant ABD’de “Scotch” markasıyla meşhur oldu. Avrupa’da ise “Sellotape” olarak tanındı. Bu iki isim aynen “Gilette” (jilet) ve “Jeep” (jip) gibi aslında bir marka iken ürünün de ismi haline geldi. Bantlar rulolar halinde kullanıma hazır şekilde satışa sunulur. Bandı kullanmak için ucundan çekip açmak yeter. Hemen her şeye yapışır, tabii kendi bandı hariç. Kendi bandına da yapışsaydı kullanmak zaten imkânsız hale gelirdi.

Bir yapışkan bantta dört tabaka vardır. Şeffaf tabaka, primer, yapıştırıcı ve serbest bırakıcı tabaka. Şeffaf tabaka genellikle ağaç veya pamuk tohumlarından elde edilen selülozun sentetik türevi selüloz asetattan yapılır. Yapışkan tarafına yapışkanı uygulamadan önce onu sabitleyecek “primer” tatbik edilir. Bandın yapışkan olmayan tarafına ise “serbest bırakma maddesi” denilen, bant sarılırken ve açılırken yüzeylerin birbirine yapışmamalarını sağlayacak bir madde sürülür. Üreticiler bu iş için farklı malzemeler kullanırlarken en çok bilinenleri “polistearik karbonat”, “polivinil karbonat” ve “kromik klorat”dır. “Primer” malzemesi yapıştırıcının banda tutunmasını sağlarken, “serbest bırakıcı malzeme” üzerine sarılan yapıştırıcının yapışmamasını sağlar.

Sentetik reçinelerin gelişmesi, yapışkan teknolojisinde de büyük gelişmelere yol açtı. Günümüz bantları artık eskidikçe sararmıyor, yapışkan madde zamanla özelliğini yitirmiyor, üzerlerine yazı yazılabiliyor. Yapışkan bant piyasasında farklı cins, boyut, dayanıklılık, şekil ve paketlerde tam şeffaf ve yarı şeffaf seçeneklerde, dört yüzden fazla çeşit bant var.