TV’deki komedi dizilerine niçin “kahkaha efekti” konuluyor?

Gülme ya da kahkaha efekti daha önce kaydedilmiş gülme, alkış ve ıslık seslerinin, seyirci önünde çekilmeyen televizyon programlarına sonradan stüdyoda eklenmesidir. Amaç, odasında yalnız başına televizyon seyreden ve yapılan espriyi anlayamayacağı varsayılan izleyiciye, ne zaman güleceğini hatırlatmak, onu gülmeye zorlamaktır.

Kahkaha efekti her ne kadar televizyonla özdeşleştirilse de ilk kullanımı 1940’ların sonlarına doğru radyoda olmuştur. Genelde radyo programları yapılırken seyirciler stüdyoda canlı olarak izler, gösterilen tablolara göre gereken yerlerde hep bir ağızdan güler ve alkışlarlardı. Yine de evinde radyo dinleyenlerin seyirciden geldiğini sandığı bir çok ses stüdyoda ilave edilirdi.

Gülme Efektini ilk kim kullandı?

Televizyondan önce, komedi gösterileri tiyatro ve radyoda ama hep seyirci önünde yapılıyordu. Televizyon devreye girince hissedilen en önemli eksiklik, seyirci atmosferi, alkış ve kahkaha sesleri oldu. Bu eksiklik televizyonda ilk olarak, Amerikan NBC televizyonunda “Hank McCune Show” programında kahkaha efekti kullanılarak giderilmeye çalışıldı. Seyirciler önünde yapılmasına rağmen seyircinin yeterince gülmediğini düşünen McCune programına sonradan stüdyoda kahkaha efektleri ekletmeyi düşünen ilk kişidir.

Gülme efektinin günümüzdeki şekliyle mucidi Charles Douglass’dır. Douglass’m “Laff Box” adını verdiği, yetmiş santimetre yüksekliğinde, orga benzeyen bu marifetli kahkaha kutusu, tuşlarına basıldıkça cinsiyet ve yaşa göre farklı gülme sesleri çıkarabiliyor, pedallara basılarak kahkahanın süresi ayarlanabiliyordu.

Kutudaki kahkaha seslerinin nereden kaydedildiğini kimse bilmiyor ama zamanında izleyicileri kahkahalara boğan “I Love Lucy”, “The Red Skeleton Shovv” veya Marcel Marceau’nun gösterilerinden birinde kaydedildiği sanılıyor. îlginç olan bu gülme efektlerinin hiç bir zaman kullanımdan kalkmamış olması, günümüzde bile kullanılmasıdır.

Cenaze marşını kim buldu?

Gülme efektlerinin süresi uzadıkça izleyicilerin gülmeyi bırakıp rahatsız olmaya başladıklarını hisseden Douglass, ta o yıllarda yani 1950’lerde “öncü kahkaha”, “aykırı kahkaha”, “kahkaha patlaması” gibi farklı efektleri de kahkaha kutusuna yerleştirmişti. Günümüzde “Laff Box”ı stüdyo ve televizyon kanallarına kiralayanlar onun ailesindendir. Kendisi bir kez, işini devralan Bob Douglass ise dokuz kez ses efekti dalında “Emmy Ödülü” kazanmıştır.

1960’lara gelindiğinde televizyon şovu çekimlerinin sayısı gittikçe artmaya başladı, buna karşın ses kaydedecek donanıma sahip yeterli sayıda stüdyo yoktu. Sitkomlarda ise (sitcom=durum komedisi) konuşma, alkış, ıslık ve gülme efektlerinin dışında seyirci sesine ihtiyaç duyulmuyordu. Böylece kayıtlara sonradan ilave edilen ses efekti uygulamasının altın çağı başladı.

Her geçen yılda makine biraz geliştirildi, yeni lisan ve aksanlara uygun, insanları daha az zorlayıcı, rahatlatıcı kahkaha ve tezahürat efektleri ilave edildi. Frekans ve genlik ile oynanarak en basit sesten yüzlerce farklı efektler türetildi. Günümüz teknolojisinde bir ses kaydının içine bir başka sesi, hele sayısal olarak monte etmek son derece basit bir iş haline geldi. Yetmiş santimetre yüksekliğindeki gülme kutusu da dizüstü bilgisayar ölçülerine küçüldü.

Peki gülme efekti tv programlarına neden ekleniyor?

Dizilerdeki gülme efektleri ile ilgili fikri sorulan televizyon izleyicilerinin çoğu, hiç hoşlanmadıklarını hatta kendilerini ne zaman gülmesi gerektiğini bile bilmeyen aptal yerine konulmuş hissettiklerini, bu nedenle sinirlendiklerini söyler. Ne var ki yapılan tüm araştırmalar dizilerdeki kahkaha efektlerinin işe yaradıklarını gösteriyor. İnsanlar aynı dizileri kahkaha efektleri ile seyrettikleri vakit, efektsiz seyrettiklerine güldüklerinden daha fazla gülüyor, esprileri daha komik buluyor, daha fazla eğleniyormuş.

Psikolojide bunu “çevreye uyum gösterme duygusu” veya “algılamayı toplumla paylaşma duygusu” olarak tanımlıyorlar. İnsanlar diğerleriyle uyum sağlamak, tek başına kalmamak istiyor. Toplum içinde bir kahkaha sesi duyduklarında gülmeye başlıyorlar. Herhalde “gülmek bulaşıcıdır” sözü de buradan kaynaklanıyor. Bir deneyde hiç bir gösteri veya espri kullanılmadan yirmi saniye boyunca kahkaha efekti dinletilen deneklerin yüzde 90’ının süre bitmeden, istemsiz olarak gülmeye başladıkları görülmüş.

Sinemada veya tiyatroda bir kişinin bile gülmesi diğer seyircilerin gülmesini tetikleyebilir, ancak TV izleyicisi evde tek başınadır. İnsanlar yalnızken ağlayabilir ama gülemez, hatta halk arasında kendi kendine gülene deli denilir. Bu nedenle televizyon dizilerinde ağlama efekti kullanılmaz. Televizyoncular bir taraftan gazete okuyup fındık fıstık yiyen, bir yandan da televizyona göz atan bu yalnız seyircinin dikkatini çekmek ve “toplumla paylaşma” duygusunu tatmin etmek için kahkaha efektleri ile odasında yanı başına gizlice birkaç yüz kişi yerleştiriveriyor. Büyük bir ihtimalle bu ses kayıtları çok eski yıllarda yapılmıştır ve gülen insanların çoğu hayatta değildir, yani izleyici evde, o anda çoktan ölmüş olan kişilerle birlikte gülmektedir.

Ateş ederken neden tek gözle nişan alırız?