Tartı aleti vücuttaki yağı nasıl ölçüyor?

Tartı aletinin üzerine çıktığımızda kemik, kan, yağ, su, kas ve diğer tüm dokuların ağırlığını ölçmüş oluruz. Bu şekildeki ölçümde sonuç yanıltıcı olabilir çünkü kiloların ne kadarının yağdan, ne kadarının kaslardan, ne kadarının yağsız kısımlardan geldiği ayırt edilemez, tek başına ağırlık da vücudun sağlık durumunu göstermez. Kaslı yapılı insanlar fazla kilolu olabilirler ama bu aşın yağlı oldukları anlamına gelmez. Kiloya bağlı olmadan aşın yağlı olmaya obezite denilir ve birçok ciddi sağlık sorununa yol açar.

Vücuttaki yağın en önemli amacı kaslarda kullanılmak üzere enerji depolamaktır. Derinin altındaki yağ ısınmaya ve vücudu korumaya yardımcı olur. İç yağlar yaşamsal organlan destekler ve korur. Vücut yağı ayrıca yağda çözünebilen vitaminlerden faydalanmayı sağlar. Kısaca vücutta yağın az olması da sorundur fazla olması da. İnsan vücuduna gerekli en az yağ oranı kadınlarda yüzde 10-12, erkeklerde yüzde 2-4 iken, kabul edilebilir en yüksek sınır kadınlarda yüzde 25-31, erkeklerde yüzde 18-25’dir.

Vücudun kompozisyonunu bilmek ağırlığım bilmekten daha önemlidir. Sağlıklı bir kilo verme programı için vücuttaki yağ-kas oranındaki değişiklikleri hassasiyetle ölçmek ve takip etmek gerekir. Piyasadaki ağırlığın yanında yağ oranını da veren ev tipi tartıların bir kısmı tarttıkları ağırlığı sabit bir katsayı ile çarparak yağ miktarını gösterirken bazıları da boy, yaş, cins gibi faktörleri de hesaba katarlar. Nasıl olursa olsun bu ölçüm şekilleri doğru sonuç vermez ve yanıltıcıdır. Vücut yağını sağlıklı olarak ölçmede üç ana usul vardır. (1) Çap pergeli, (2) Hidrostatik ve (3) Biyoelektrik.

“Yağ pergeli” de denilen “çap pergeli” ile ölçümde pergelin ayakları ile deri kıstırılıp çekilerek kas dokularından ve kemiklerden uzaklaştırılır. Pergelin açıklığı ile derinin kalınlığı ölçülür. Sağlıklı bir sonuç elde etmek için kol arkası, omuz arkası ve karın gibi en az üç yerden ölçülen kalınlığın ortalaması yüzde olarak vücut yağım veren formülde yerine konulur. Ölçme öncesi egzersiz yapılmaması gerekir çünkü egzersiz kanın deriye hücum etmesine ve derinin şişmesine yol açarak ölçüm sonuçlarını saptırır.

Hidrostatik ölçüme su altı ağırlık ölçümü de denilebilir. Bu metot en doğru ve hassas sonucu verir ama uygulaması biraz zordur. Kişi suyla dolu bir tank içindeki bir tartının üzerine oturur, nefesini tamamen vererek ciğerlerini mümkün olduğunca boşaltır, sonra da kendini suyun içine iyice batırır. Suya tamamen battığında taşırdığı su miktarı ölçülerek vücut hacmi ve yoğunluğu bulunur ve buna bağlı olarak formüllerle, yağ ve kas yoğunluklarına göre vücut yağı hesaplanır. Hata oram yüzde 2-3 kadardır ama ciğerdeki hava iyi verilmezse vücut daha yağlıymış gibi bir sonuç çıkar.

Ev tipi tartılardan gerçek anlamda yağı ölçenler “biyoelektrik empedans” denilen vücudun elektrik akımına karşı durma, direnç gösterme özelliğinden faydalanırlar. Tartıda bir ayak üzerinden (veya elden) vücuda zayıf bir elektrik akımı gönderilir, bu akım vücudu dolaşıp öbür ayaktan tartıya döner. Akım, yüksek oranda su olan ve bu nedenle iyi bir iletken olan yağsız kısımlardan kolayca ve hızla geçerken, kötü bir iletken olan yağa gelince yavaşlar. Tartı aletinde akıma karşı olan direnç ölçülerek vücut ağırlığı ve diğer faktörlerle birlikte değerlendirilir ve sonuç olarak çıkan yağ oranı ekranda gösterilir.

Biyoelektrik tekniğinin hem kullanımı kolaydır hem de her evde kullanılabilir. Ancak elektriğe direnç gösterme yağın dışında, deri ısısı, fiziki aktiviteler, vücudun su toplaması veya kaybı gibi bir çok şeyden etkilendiğinden doğru sonuca ulaşmak için dört saat öncesine kadar bir şey yiyip içilmemesi, on iki saat öncesine kadar egzersiz yapılmaması gibi kurallara uyulması gerekir. Her kurala dikkat edilse bile yine de bu metotta ölçümler arasında yüzde 8 ’e varan farklılıklar olabilmektedir.