Tarihte on gün nasıl kayboldu?

Tarih boyunca farklı medeniyetler zamanı bölmek ve ölçmek için çeşitli yollara başvurdu. Güneş’in doğuşu ve batışı günleri, Ay’ın hareketleri ve mevsimler ay ve yıllan ölçmelerini sağladı. Takvimlerin karışıklığı ve hiçbir zaman insanları tatmin edememeleri bu hareket sürelerinin gün sayısının tam katı olmamasından kaynaklanır. Bütün bunların sonucunda zaman içinde ortaya üç farklı klasik astronomik takvim çıktı. Güneş takvimi (Julian ve Gregorian), Ay takvimi (İslami), Ay-Güneş takvimi (Yahudi). Tarihten on günün silinmesine, o günlerin hiç yaşanmamış kabul edilmesine sebep olan Gregorian takvimini ve olayı anlamak için biraz geçmişe doğru gitmek gerekiyor.

Batı ülkelerinin 1582 yılma kadar kullandıklan Julian takvimi milattan önce 46 yılında Julius Caesar (Sezar) tarafından ortaya atılmıştı. Bir yılı 365,25 gün kabul ediyor, Ocak ayından başlıyor, her dört yılda bir artık yıl olarak 366 gün oluyordu. Böylece mevsimlerin başlangıç tarihleri de yıldan yıla kaymamış oluyordu. Milattan sonra 780 yılında Anglo-Sakson keşişlerden Aziz Bede, Julian takviminin gerçek güneş yılından 11 dakika 14 saniye daha uzun olduğunu, bu hatanın 128 yılda bir gün edeceğini ileri sürdü ama o yıllarda kimse önemsemedi.

1582 yılına gelene kadar hata 10 güne ulaşmıştı. Artık ilkbahar mevsiminin ilk günü 21 Mart değil 11 Mart olmuştu. Buna bağlı olarak bazı dini günlerin tarihleri de sapıyordu. Roma Katolik Kilisesi, Paskalya Yortusu tarihlerini tespit etmede gün geçtikçe daha çok zorluk çekiyordu. Tüm bu uyumsuzlukları gidermek amacıyla Papa XIII. Gregory 1582 yılında Julian takviminde reform yapılmasını emretti.

Yapılan reform sonrasında Julian takviminin İznik Konseyi’nde resmen kabul edildiği 325 yılından o güne kadar geçen 1257 yıl içersinde takvim yaklaşık 10 gün geri kaldığından, 4 Ekim 1582 Perşembe gününü takip eden Cuma günü 5 Ekim değil de 15 Ekim olarak kabul edildi, yani 5-14 Ekim arasındaki 10 gün yok kabul edildi, tarih sayfalarından silindi.

İtalya, Portekiz, İspanya, Fransa gibi Katolik ülkeler aynı yıl içinde takvimlerinden on günü silerek Gregorian takvimini kabul ettiler. İngiltere ve onun Amerika’daki kolonileri ile diğer Protestan ülkeler farkın 11 yıla çıktığı 1752 yılına kadar değişimi kabul etmemekte direndiler. Kabul ettiklerinde onların tarihlerinde de, 1752 yılında 3 ile 13 Eylül arası silindi. O tarihe kadar İngiltere ve kolonileri yeni yıla 25 Mart’ta girdiklerinden 24 Mart 1751 ’i 25 Mart 1752 takip ediyordu. Gregorian takvimi ile birlikte yılbaşı da Ocak’a alınınca 1752 yılı 31 Aralık’ta bitti, yani bu ülkeler için 1752 yılı 9 ay sürdü. Gregorian takvimini Japonya 1873, Çin 1912, Sovyetler Birliği 1918 ve Türkiye 1926’da kabul etti.

Gregorian takviminin resmen kabul edilmesinden sonra bile insanlar uzun yıllar Julian takvimini kullanmaya devam ettiler. 16,17, ve 18. yüzyıllarda Julian takvimine göre yazılan tarihlerin yanlarına “O.S.” (old style=eski usul), Gregorian olanlara da “N.S.” (new style=yeni usul) şeklinde notlar konuyordu.

Geçiş zamanlarına ait eski mezarlıklardaki mezar taşlarında ölüm tarihi olarak iki tarih kullanıldığı dikkat çeker. Örneğin 1690/1 şeklinde yazılan ölüm tarihlerinde 1690 Julian, 1691 Gregorian takvimindeki yılı gösterir.

Tarihi günlerin yıldönümlerine de dikkat etmek gerekir. Örneğin 29 Mayıs 1453’de gerçekleştiği kayıt düşülen İstanbul’un fethi tarihi, o zamanlar geçerli olan Julian takvimine göre yazıldı ise günümüzdeki yıldönümlerinin 7 Haziran’a denk gelmesi gerekir. Kutsal kitaplarda geleceğe ait bilgiler arayan nümeroloji uzmanlan, günü gününe tespit ettikleri tarihlerde bu yok olan on günü hesaba katıyorlar mı acaba?