Niçin çimleri yemiyoruz?

Bahar gelince, özellikle kırsal kesimlerde yaşayan kadınlar, kırlara çıkıp ot toplamayı severler. Yemyeşil bir tarla içinde farklı otları birbirlerinden nasıl ayırt eder, şekillerini, isimlerini kimden öğrenirler bilinmez ama bu otlarla çeşit çeşit, lezzetli ve sağlığa yararlı yemekler, salatalar yapabilirler. Aslına bakılırsa çim de bir çeşit ottur. O halde günümüz insanının sofrasında (çoğu diyet amaçlı) bu kadar çok ot yemeği varken, insanlar niçin çimleri de yemezler de dört bir yanın otlak olduğu yerlerde açlık çekerler?

Evlerin bahçelerinde, spor alanlarında bin bir zahmetle yetiştirilen, bu arada istenmeyen yerlerde ise kendi kendine çıkan çim, yedi bin cins akrabası ile birlikte dünyanın neredeyse dörtte birini kaplayan çimgiller ailesine mensuptur. İnsanlar yemez ama başta inekler olmak üzere birçok hayvan çimi besin olarak zevkle yer. Hatta öyle ki son zamanlarda dünyada, sağlıklı beslenme amacıyla insanları, çimle beslenen ineklerin etlerini tüketmeye teşvik eden kampanyalar başlatıldı. Bu ineklerin etlerinde A ve E vitaminleri, Omega-3 yağları ve antioksidan-lar fazla, kalori miktarı ise az oluyormuş, E-koli ve deli dana riskleri de hiç olmuyormuş.

Biyolojik yapılarından kaynaklanan nedenlerle insanlar çim yemezler. Daha doğrusu teknik olarak çimi yiyebilir ama içindeki selüloz yüzünden sindirip enerjiye çeviremezler. Selüloz birçok karbonhidrat molekülü ile aynı yapıda olmasına rağmen sindirimde parçalanması çok güç olan bağ yapısı ile farklılık gösterir. İnek ve diğer ot oburların midelerinde yaşayan “symbiont” denilen özel bakteriler selülozun kimyasal bağlarını parçalayarak hayvan için enerjiye dönüşmesini sağlar. İnsanın vücudunda bu bakteri yaşayamadığı için yediği çimler de sindirilemez.

İneklerdeki bu iyi huylu bakteriler işkembede çimdeki selülozu parçalama işlemini bitirince bir fedakârlık daha yapar, hayvanın midesinin diğer bölümlerine selülozla birlikte geçerek kendilerinin de sindirilmelerine izin verirler. Böylece inek bu bakterilerden iki türlü faydalanmış olur. İyi bir protein kaynağı olmayan, yaşam yakıtı olarak yetersiz kalan çimin bu açığım bakteriler kapatmış olur. Yani bu açıdan bakıldığında ineklere gerçek bir vejetaryen denilmeyebilir.

Çim yemede sindirim sorununun yanında ikinci sorun da çiğ-nenmesindedir. Çimde selülozla birlikte bol miktarda silika bulunur. Çim büyüyüp uzadıkça içindeki selüloz ve silika katı ve sert hale gelir ve ağızda öğütmek zorlaşır. İnekler gibi çiğnemek ağza ve dişlere zarar verebilir. Aşındırıcı olan silika dişleri de zımpara gibi aşındırabilir. Ot yiyen hayvanların dişleri bu işleme uyum sağlamıştır. Üzerleri düz olan dişlerin yüzeyleri sürekli yenilenir. İnsanın diş yapısı buna uygun değildir.

İnsanın çimi yiyememe nedeni olarak, vücudunda yaşayamayan bakteriler ile diş yapısı farkının yanında ineğin midesinin, sindirime büyük katkı yapan dört bölmeli yapısı ve geviş getirme özelliğini de unutmamak gerekir. Bir görüşe göre insanlar da eskiden ot yerlermiş. Zaten apandis de bitkilerde bulunan sert hücre duvarlarım sindirmek için özel tasarlanmış bir organdır ama insanlar zamanla daha çok et yemeyi tercih edince işlevini yitirmiş, çalışmaz olmuş.