MOBBİNG NEDİR?

Mobbing, özellikle iş yerinde duygusal tacize verilen bir isimdir. Bu saldırının açılımı, «işyerinde psikolojik terör»dür. Son yıllarda, özellikle gelişmiş Batı ülkelerinde çok yaygınlaşan bir dışlama yöntemidir. Fransa, İtalya ve Almanya gibi ülkelerde yaklaşık 1,5 milyon kişinin bu saldırlar nedeniyle psikologlar tarafından tedavi gördüğü belirtiliyor. Önceleri düşmanlık biçiminde ortaya çıkan bu saldırılar, giderek organize olmaya, kötü planlar kurmaya, hatta zaman zaman cinsel tacize kadar uzanabiliyor.

Mobbing mağduru kişiler zamanla uykusuzluk, iştahsızlık, depresyon, sıkıntı ve panik ataklar yaşamaya başlar. Sonuç, işten atılma veya kurumsal işten çıkarma diyebileceğimiz kişinin istifasıdır. Avrupalı uzmanlar, bu saldırıya uğrayan bir kişinin topluma maliyetinin, yıllık gelirinden fazla olduğunu ileri sürüyorlar. İşin en acı yanı, gelişmekte olan ülkelerde çok sayıda çalışanın benzer durumda olması, ama bunu bir hastalık olarak görmemesi.

Mobbing, duygusal bir saldırıdır. Bu süreç, bireyin zarar veren ve saygısız davranışlara hedef alınmasıyla başlar. Bu davranışlar, işyerlerinde çok farklı biçimlerde ve sürekli olarak sergilenmektedir. Bu olgu, yeni milenyumun işyerlerinde karşılaşılan en ciddi sorunlarından biridir.

Mobbing bir suç olmasına rağmen, “mobbing” davranışları, örgüt yönetimleri tarafından özel bir strateji olarak görmezlikten gelinmiş, müsamaha gösterilmiş, yanlış anlamlandırılmış ya da gerçekten teşvik edilmiştir. Doğal olarak mağdurlar, kendilerini savunurken ‹kimi, kime şikayet edecekleri› gibi bir açmazı yaşamaktadırlar.

İngiltere’de çalışanların % 54’ü, Almanya’da %11’i bildirilmiş mobbing mağdurudur. Uluslararası Çalışma Örgütü raporunda bazı meslek gruplarında çalışanların %95’i bu saldırıya maruz kalmaktadır.

Türkiye’de ise özel işyerlerinin % 90’ında, resmi kurumların % 60’ında insanlar mobbing mağdurudur.

Mağdur musunuz?

Geceleri gözünüze uyku girmiyor, gündüzleri ise karnınızda bir ağrı, kıvranıp duruyorsunuz. Her sabah güne başlarken tek düşünceniz işteki stres oluyor, işe gitmek istemiyorsunuz. “Kim bilir bugün başıma neler gelecek, kim bana fırça atacak ya da kim ayağımı kaydırmaya çalışacak?” diye kara kara düşünüyorsunuz. Derdinize derman bulamıyor, kimseden medet umamıyorsunuz. Bu da yetmiyormuş gibi performansınız da hızla düşüyor. Ofiste sesiniz soluğunuz çıkmıyor. Öyle ki, bazen nefes bile alamıyormuş gibi hissediyorsunuz. Kurtuluşu sadece istifa etmekte görüyorsunuz. Tüm bu belirtiler sizde de görülüyorsa söyleyelim; siz bir “mobbing” mağdurusunuz.

İş yerinde ruhsal taciz anlamında kullanılan mobbingin Türkçe anlamı saldırma, sataşma ve hücum etme. Türkiye’de henüz bu tabir pek bilinmiyor. Oysa İngiltere ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde mobbing ile mücadele merkezlerinin sayısı gün geçtikçe artıyor. İş yerlerine dava açan mobbing mağdurları örgütlenip mobbingden korunmanın yollarını anlatan kitaplar yazıyor. Alt tarafı bunalım, gelip geçer, diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü, ruhsal tacize maruz kalan çalışanlar kısa bir süre içerisinde psikosomatik hastalıklara yakalanabiliyor.

Kitleleri mobbinge iten unsurlar

İş yerlerinde insanları bireye karşı gruplaşmaya iten sebeplerin başlıcaları şöyle:

Yönetimin mükemmellik arayışı: Çalıştığınız ortamın mükemmele yakın olmaması, çalışanların size karşı tavır almak için mükemmel olmamanızı bahane etmesine engel değildir.

Etik değerlerin kaybolması: Etik dışı davranışların normal karşılandığı, bazı değerlerin çoktan kaybedildiği kurumlar, mobbing’in oluşması için ideal ortamlardır.

Örgüt yapısındaki radikal değişiklikler: Kurumun idari yapısındaki beklenmedik değişiklikler, çalışanlar arasında yeni statü farkları yaratacak, bazı işten çıkarılmalar ve yeni işe alımlar çalışanlar arasında tatsızlık yaratacaktır. Bu gibi durumlarda da mobbingle karşılaşmak mümkündür.

Duygusal zekadan yoksunluk: Özellikle, liderlik görevini üstlenmiş kişilerin çalışanlarına karşı takınması gereken tavırlar konusunda başarılı olamaması ofis içindeki gerginlikleri tırmandıracak, huzurlu bir ortam oluşmasını engelleyecektir. Öte yandan, insan ilişkilerinde başarılı olan bir yönetici, mobbing girişimlerini erkenden fark edip önüne geçebilir.

İş yerinde maruz kalınan yüksek derecede stres: İş ortamının ve yapılan işin strese sebep olması, çalışanlar arasındaki ilişkilerin gerilmesine yol açabilir. İşlerini aksatan çalışan, diğerleri tarafından tepki görebilir ya da üstün bir başarısı yüzünden kendisine tavır alınabilir.

İş yerindeki monotonluk: Her gün aynı mekana gidip aynı şeyleri yapmaktan sıkılmış kişilerin, sırf rutin hayatlarına biraz renk katmak, dedikodu malzemesi çıkarmak, bir şeyle meşgul olmak için böyle bir yıldırma politikasına giriştikleri de görülmüştür.

Örgüt bireylerinin genel özellikleri: Örgütsel hareketlere iten unsurların dışında, mobbinge sebep veren bireysel özellikleri de göz ardı etmemek gerekir. Bireyi dışlayan grup üyelerinin bazılarında kötü kişilik özelliklerine sahip olma, ayrıcalıklı hak sahibi olduğuna inanma, narsist kişilikli olma, diğerlerini grup normlarına uymaya zorlama gibi ortak özellikler görülmüştür. Ancak, bu özellikleri tüm grup üyelerine mal etmek yanlış olur. Sürü psikolojisinin etkisinde kalan bazı kişiler bu özelliklere sahip olmasalar da diğerleriyle aynı davranış biçimini benimseyebilmektedirler.

Mobbing aşamaları

Kabus, dedikodularla, toplantılarda terslemelerle, söz hakkı vermemelerle başlıyor. Mobbing mağduru pasif kalıp bu ve buna benzer baskılar karşında sessiz kalıyor. Mobbing mağduru, başına gelen durumu, üst kademeye şikayet etmesi halinde diğer iş arkadaşları tarafından dışlanabiliyor. Yetkilerinin kısıtlanması, saf dışı bırakmak için geliştirilen sistemli taktikler karamsarlığa ve kişinin hata üstüne hata yapmasına yol açarak iş veriminin düşmesine neden oluyor. Sosyal iletişimin bozulması, dolayısıyla yönetimle ve iş arkadaşlarıyla kişinin arasının bozulması depresyona neden oluyor. Psikolojik saldırı, özellikle kadınlarda aktif veya pasif cinsel tacize kadar uzanabiliyor. Yukarıdaki tüm gelişmeleri ruhsal çöküntü, kendine güvensizlik, değerlerin yitirilmesi ve tahammülsüzlük izliyor.

Son adım: istifa etmek.

Mobbing çoğu kez, giderek artan küçük dozlarla başlar. Siz bunu hissettiğinizde çoğunlukla geç kalmış olursunuz.

Ne yapılabilir?

Doğruyu söylemek gerekirse, Türkiye’de daha tanımı konusunda bile bir anlaşmaya varılmamış ve fazla araştırma yapılmamış olan bu konu hakkında bir çözüm üretmek çok zor. Daha doğrusu, soruna çözüm olması adına atılan adımların işe yarayabilmesi için, öncelikle sorunun adının konması ve teşhis edilmesi gerekiyor. Ancak, tüm dünyada kurumlarda yüzyılın bu kitlesel rahatsızlığından kurtulmak için alınan önlemler ve iyileştirici çalıştırmalar bulunmakta. Bunlar arasında en yaygın kullanılan ve hemen hemen her örgüt için uygulanabilir özellikte olanların birkaçı şöyle:

  • Örgüt içi statü ve görev dağılımı gibi hassas konularda belirsizliklere yer verilmemesi, her şeyin tanımının ikilemlere sebep olmayacak şekilde açık yapılması, mobbingin doğmasına engel teşkil edecek bir ortam sağlanmasına yardımcı olur.
  • Örgüt içi iletişimde dürüstlük ve içtenlik kavramlarının kaybolmaması, zayıfsa güçlendirilmesi gerekir.
  • Şikayet ve performans değerlendirme mekanizmalarının olabildiğince sağlıklı çalışmasına özen gösterilmelidir. Böylece adaletsizlik olduğu inancına dayalı mobbing hareketlerinin önüne geçilebilir.
  • İşe alım süreçlerinde adayların yeterliliklerine bakılırken, kişilik özelliklerine ve duygusal zekalarına da önem verilmeli, iş ortamında sorun çıkaracak kişilik özellikleri olup olmadığına dikkat edilmelidir.

Bu noktalarda titiz davranılırsa duygusal saldırı, dışlama, ayrımcılık gibi iş ortamını cehenneme çevirecek talihsizliklerden olabildiğince kaçınılacaktır.

Tüm çalışanları iş yerinde zorbalığa, yani mobbinge karşı bilinçlendirmek zorundayız.

İster orta veya üst düzey yönetici, ister çalışan olsun, başkalarına yapılan mobbingin yarın bize karşı yapılabileceğini hiç unutmamak gerekiyor.