Kızılderililerin rengi gerçekten kızıl mıdır?

“Irk” kelimesi genellikle yanlış anlamda kullanılır ve sonuçta da yanlış yorumlara yol açar. Örneğin, Yahudiler ırk değil farklı din ve kültüre sahip bir topluluktur. Aynı şekilde Çingeneler de, Almanlar da ayrı birer ırk değildir. İnsanları ırklara ayırma karmaşasının başlıca nedeni hayvanlara ait ırk ve cins kavramlarının insanlar için de kullanılmaya çalışılmasıdır. Günümüzde bilimsel olarak insanın tek bir ırk olduğu kabul ediliyor.

Canlılarda ırk biyolojik bir olaydır. Kalıtsal karakterlerden sorumlu genlerin sürekliliği, üstünlüğü ve baskın özellikleri ırkın değişmezliğinin sebebidir. İnsanlarda ise bu tür kesin bir ayırım yoktur. Coğrafya, kültür, tarih, soy, kabile, dil ve din etkenleri bir takım ayrımlara yol açar ama bu farklar hiç bir zaman kapanmaz değildir. Ancak insanlarda da özellikle saç ve deri rengi başta olmak üzere, dış görünümüne göre beyaz derililer, kara derililer, sarı derililer gibi belirli gruplaşmalar yapılabilir.

Aslında dünyadaki tüm insanların deri renkleri birbirlerinden farklıdır. Bazı Afrika ve Avustralya yerlilerinde görüldüğü gibi çok koyu, siyaha yakın kahverengiden, Kuzey Avrupalıların beyaz-pembe-sarı karışımı açık rengine kadar farklılıklar gösterir. Deri rengi gerçek anlamda tam olarak siyah, beyaz, kırmızı veya san olan hiçbir insan yoktur. Yani insanların renkleri ile ilgili kullanılan terimler biyolojik gerçeklere uymaz.

İnsanlarda derinin rengini veren “melanin” adh bir pigmenttir. Bu pigmentin de iki şekli vardır. “Pheomelanin” denilen şekli kırmızı-sarı arası renkleri, ‘eumelanin’ denileni de siyaha yakın kahverengiye kadar olan koyu renkleri verir. Tüm insanlarda melaninin bu iki şekli karışık olarak bulunur. Bu karışım içinde “eumelanin” ne kadar fazlaysa deri o kadar koyu, “pheomelanin” ne kadar fazlaysa o kadar açık renk alır.

Amerika kıtası yerlilerinde yüz kısa ve geniş, gözler çekik, elmacık kemikleri çıkıktır. Saçları siyah, dik ve düzdür. Vücutlarında çok fazla kıl ve tüy bulunmaz. Tiroid bezleri yavaş çalışır, kalp atışları yavaştır. Aslında Amerika’da dilleri, kültürleri ve fiziksel özellikleri birbirlerinden çok farklı iki binden fazla yerli grup vardır.

Derilerinin rengi açık sarı ile bakır rengi arasında olan Amerika kıtası yerlilerinin biyolojik ve kültürel gruplamaya göre ‘sarı derililer’ grubundan olmaları gerekirken ‘kızılderili’ olarak anılmalarına ilişkin bir kaç teori var.

Bir teoriye göre, Kuzey Amerika yerlileri bedenlerini ve giysilerini demir cevherinin bol bulunduğu topraklardan elde ettikleri, kırmızıya çalan boyalarla boyuyorlarmış. Hatta bu boyalan, bedenlerini böceklerden koruduğu için, kutsal kabul edip tüm yıl boyunca silmeden taşıyorlarmış. Bu nedenle yerlileri ilk defa gören insanlar onların derilerinin de kırmızı olduğunu sanıyormuş.

İkinci bir teoriye göre ise kıtaya gelen sömürgeciler beraberlerinde Hıristiyan yayılmacılığını da getirirler. Karşılaştıkları yerlileri barbar olarak mı, tanrı tanımaz olarak mı, nasıl tanımlayacaklarını düşünürlerken Afrika kökenli esmer tenli bir grup daha ortaya çıkar. Bu üç grubu birbirinden ayırmak için en kestirme yol olarak deri renklerini seçerler. Beyazlara beyaz, koyu renklilere siyah derler, yerlilere de kızıl rengi yakıştırırlar.

Diğer bir teori ise “vahşi batı” gerçeklerine daha çok uyuyor. Çevreye zarar veren yabani hayvanlarla birlikte yerlileri de öldürmeyi özendiren, para ödülleri vaat eden kanunlar ortaya çıktıkça, avcıların avlayıp da satmaya getirdikleri ayı ve kunduz derilerinin yanında yerlilerin kafa derileri ve tenasül uzuvları da yer almaya başlar. Avcıların Amerikan yerlilerinin tıraşlı başlarının tepesinde bıraktıkları kakül anlamına gelen kanlı derileri için kullandıkları “scalp” teriminden halk rahatsız olunca avcılar satışım yaptıklarının üzerlerindeki “ayı derisi”, “geyik derisi” gibi etiketlerin yanma “kızıl derili” etiketi de koymaya başlarlar.

Teoriler bu şekilde ama tarih araştırmacılarının içinde, Ives Goddard gibi, yerlilerin ‘kızılderili’ ismini on sekizinci yüzyılda kendilerini diğer işgalci güçlerden ayırmak için kendi kendilerine yarattıklarını iddia edenler de var.

“Kızılderili” ifadesinin gazetelerde ilk ortaya çıkışı ise 1815 yılındadır. Missouri Gazette’diî yayınlandığına göre Başkan James Madison’un temsilcisi ile Meskvvaki şefi Siyah Gökgürültüsü arasında geçen toprak pazarlığı sırasında, şef yaptığı konuşmada ilk defa “kırmızı ve beyaz derililer” terimini resmen kullanır.

Daha sonraları İsveçli biyoloji bilgini Linnaeus dünyadaki insanları ırklarına göre sınıflandırırken Kuzey Amerika yerlileri için “kızıl ırk” ifadesini kullandı. Bu yüzden Amerika’nın yerli halkı uzun süre “Kızılderili” (red skin) olarak anıldı. İnsanları derilerinin rengine göre ayırmanın bilimsel olmadığı anlaşıldığından bugün pek kullanılmıyor.