Kına yakma adetinin kökeni nedir?

İnsanlar binlerce yıldır vücutlarını boyuyor. Boyamayı kimi zaman süs, kimi zaman tedavi amacıyla ama çoğunlukla kendilerini ifade etme şekli olarak yaptılar. Giysilerin, örtülerin altında kalsa bile vücut boyamanın modası tarihin hiç bir devrinde geçmedi. Vücuda şekiller çizmede çok çeşitli doğal boyalar kullanılır ama kolay bulunduğu ve ucuz olduğu için tüm dünyada en yaygın olanı kınadır.

Hindistan’da “mehandi”, Arabistan’da “al-khanna” (hmna) adıyla bilinen İngilizce karşılığı “henna” olan kma, kınagiller familyasından, çalı yapısında bir bitkinin yapraklarının kurutulup öğütülmesiyle hazırlanan bir tozdur. Kına, boya olarak derinin üzerinde uzun süre kalan bir tabaka oluşturur. Uygulandığında siyahtır ama zamanla portakal – koyu kahverengi – kızıl arası bir renk meydana gelir. Isı, daha da koyulaştırır. Kma, derinin üst tabakası kendini yenileyene kadar çıkmaz. Derinin ince olduğu yerlerde bir hafta içinde kaybolurken ayak gibi kalın yerlerden sekiz haftadan önce çıkmaz.

Kına yakma adetinin başlangıç noktasını tespit etmek, tarih içindeki gelişimini takip etmek, asırlar boyu süren göçler ve kültürel kaynaşmalar nedeniyle zordur. Paganizm, yani etkilenen her şeye tanrı diye tapılan dönemlerden kaldığı sanılıyor. Başlangıçta tanrılara adanan kurban kına boyasıyla süslenirken, sonra yaşlı kadınlar ölümü beklemeye hazır olduklarını ve kendilerini tanrıya adadıklarını göstermek için saçlarını kına ile boyamaya başlamışlar. Milattan yedi bin yıl öncesine ait Çatal Höyük’de bulunan mezardaki cesetlerin ellerinde bulunan bereket tanrısına ait kına süslemeleri bu görüşü destekliyor.

Araştırmacıların bir kısmı kınanın ana yurdunun Hindistan olduğunu ileri sürerlerken bir kısmı Hindistan’a Mısır’dan Moğollar tarafından getirildiğine inanıyor. Bazıları da kına geleneğinin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da antik zamanlardan beri uygulandığı söylüyor. Arkeolojik çalışmalar eski Mısır’da firavunların el ve ayak parmaklarının mumyalanmadan önce kına ile boyandığını gösteriyor.

Başlangıçta tanrılara kurban adamakla doğrudan ilgili olan kına geleneği zaman içinde nişan, düğün, sünnet, askere gitme, isim koyma merasimleri, doğumdan sonraki kırkıncı gün, hamileliğin sekizinci ayı gibi olaylarda da uygulanır hale geldi. Kına halk arasında, sıcak havalarda el ve ayaklan serinletici ve tıbbi bakımdan şifa verici olarak da kullanılır (özellikle ishali kesmede ve kurt düşürmede) ama hemen her kültürde en yaygın olarak evlilik ile ilişkilendirilir. Örneğin Anadolu’da düğün törenlerinde geline kına yakmak adettir ve bu özel törene “kına gecesi” denilir.

Kına gecesi geleneği düğün törenlerinin, kız tarafı bakımından en önemli kısmıdır. Genellikle kına günü olarak Çarşamba günü seçilir. Akşam oğlan tarafının kadınları ve diğer kadın misafirler kız evine gelir. Gelin, ellerinde mumlar yanan kızlar eşliğinde, gelinliğini giymiş olarak odaya gelir, yüksekçe bir yere oturtulur. Sazlar çalınır, oyunlar oynanır, ikramlar yapılırken gelin sadece seyreder. Sonra dua ile kına yakma töreni başlar. Gelinin sağ elinin avucunun ortasına kına ve altın konulur, sonra el ipek bir mendille bağlanır.

Kınanın uygulanış şekli bölgeden bölgeye değişiyor. Her kültürde sağlık, bereket, ruhsal arınma, korunma gibi farklı anlamlara geliyor, bu nedenle kına figürlerine bakarak zamanı ve ait olduğu kültür tespit edilebiliyor. Gelinlere kına yakma adeti Hindistan’da da yaygın. Gelinin elleri ve ayakları düğünden bir kaç gün önce ince çizgili, dantel gibi desenlerle süsleniyor ve kına tamamen yok olana kadar gelin çalıştırılamıyor. Araplar tüm eli ve ayağı kaplayan çiçek şekilleri yaparken Afrikalılar kaim, siyah, geometrik şekillerle kına yapıyor. Fas’ta hamile kadınların ayak bilekleri boyanıyor ve bu boyanın onları doğuma kadar koruduğuna inanılıyor.

Kına ağacı ticari amaçlı olarak en çok Hindistan, Pakistan, Arabistan ve bazı Kuzey Afrika ülkelerinde yetiştirilir. Hippilerin batı ülkelerine tanıttığı hint kınası, kalıcı olmaması nedeniyle dövmenin alternatifi olarak gün geçtikçe daha çok uygulanıyor. Hint kınası ayrıca teknolojik alt yapısını tamamlayamamış ülkelerin seçimlerinde seçmenin birden çok oy kullanmasını önlemek için parmağını işaretlemede de kullanılıyor.

Doğal ve saf bir ürün olan kınanın olumlu özellikleri saymakla bitmez. Saçta kepeği önler, parlaklık verir. Doğal yumuşatıcıdır, anti-alerjiktir, terletmez serinletir, sinirleri yatıştırır, sakinleştirir. Deriyi tahriş etmez, beyaz saçları yüzde yüz kapatır. Kınanın uygulanmasından şikayetçi olan pek kimse yoktur. Zehirli ve uygulanması acı verici değildir, iğne ve bıçak kullanılmaz. Organik ve geçici bir dövme olarak düşünülebilir. Ancak kuru, alerjik ve egzamalı cilt yapıları için uygun olmayabilir. Kalıcı beyaz lekeler bırakabilir, kaşıntı, kızarıklık, kabuklanma ve su toplama gibi reaksiyonlar da olabilir.