Karadeniz’e niçin “kara” deniliyor?

0

Dünyada ismi rengi ile anılan Kızıldeniz, Sarıdeniz, Karadeniz gibi birçok deniz vardır. Aslında deniz suyu da bildiğimiz su gibi renksiz ve saydam bir sıvıdır. Ancak içine bir şey katıldığında veya bir şeyin içine konulduğunda renkli görünebilir. Genelde gökyüzünün rengini yansıttığı için denizin mavi göründüğüne inanılır ama bu da tam olarak doğru değildir.

Denizler isimlerini nasıl almıştır?

Denizin rengi, başta dip tabiatı olmak üzere, derinlik, suyun sıcaklığı (dolayısıyla tuz oranı), içinde yaşayan canlılar ve sualtı bitkileri gibi bir çok şeyden etkilenerek parlak mavi, koyu mavi, yeşil, turkuvaz hatta kızılımsı olabilir. Örneğin, Kızıldeniz, sularında bol miktarda bulunan kızıl renkteki mercan yosunlarından, Sarıdeniz ise ona akan Hwang Hai isimli nehrin beraberinde getirdiği sarı renkteki çamurdan dolayı bu isimleri almışlardır.

Karadeniz’in “kara” sıfatını alışının nedenleri ise böyle kesin çizgileriyle belli değildir. Sebeplerden biri Karadeniz’de kuzeye gidildikçe tuzluluğun azalması, buna bağlı olarak yosun ve mikroorganizma nüfusunun artması, dolayısıyla suyun giderek koyulaşması ve karanlık bir görüntü alması olabilir. Gerçekten de suyun altındaki ortalama görüş mesafesi Akdeniz’de 35 metre iken Karadeniz’de ancak beş metredir.

Karadeniz’in adı nereden gelir?

Bu arada Karadeniz’in renginin ne kadar kara olduğu da tartışılabilir. Çok kuvvetli yağışlardan sonra, nehirlerin getirdikleri çamurlardan dolayı Kafkasya kıyıları sarımsı bir renk alırken, dip yapısında kireç taşının çok olduğu Kırım kıyıları parlak güneş altında tıpkı Akdeniz kıyıları gibi turkuvaz renkte görünür. Karadeniz’de havanın çoğunlukla kapalı olduğu, denizin de gri renkte göründüğü doğrudur ama açık ve güneşli havalarda, güneş ışığının masmavi deniz üzerindeki turuncu gölgesinin seyrine de doyum olmaz.

Bir inanışa göre Karadeniz’in bu ismi almasının nedeni deniz yüzeyinin rengi değil derinlikleriymiş. Antik çağlardan beri denizciler arasında anlatılan hikâyeye göre Karadeniz’de 100 metreden daha derine inen her şeyin rengi anında siyaha dönüşüyormuş. Deniz derinliğini ölçmek için denize ipe bağlı kurşun ağırlıklar (iskandil) salan denizcilerin kurşunları belli bir derinlikten sonra yukarı simsiyah çıkıyormuş.

Bunlarda var

Hikâye gibi anlatılsa da aslında bilimsel olarak kesinlikle doğru olan bu tespitin arkasında Karadeniz’in derinliklerinde 200 metreden sonra hiç oksijen olmaması, sadece çözünmüş hidrojen sülfür (H2S) bulunması yatıyor. Denize indirilen metallerle kimyasal reaksiyona girip renklerini koyulaştıran da bu H2S.

Dünya’mız denizlerinde sadece Karadeniz’de görülen bu durum dip sularının bilinmeyen bir nedenle dikine hareket etmelerinden dolayı yüzeye yakın sularla kaynaşmamalarından kaynaklanıyor. Bu durumda yüzeyde havadan suya geçen oksijen derinlere inemiyor, neticede devamlı akarsularla beslenen denizin üst suları daha soğuk, daha az yoğun, daha az tuzlu ama bol oksijenli kalırken, diplerde sadece H2S’in saltanatı hüküm sürüyor.

Karadeniz kıyılarına gelen uygarlıklardan Yunanlılar denizin 200 metre dibindeki H2S’den habersiz olduklarından gemilerinin seyrini zorlaştıran azgın dalgalar ve kıyıya çıkmalarını zorlaştıran küçük savaşçı kabileler yüzünden bu denize “Pontos Axenos” (misafir sevmeyen, düşman deniz) adını verdiler. Mevsim dönüp, havalar düzelip, ortalık sakinleşince de ismi “Pontos Euxionos” (misafir sever deniz) olarak değiştirdiler.

Karadeniz’in diğer dillerdeki adı nedir?

Günümüzde Karadeniz’e kıyısı bulunan, farklı kültürlerden gelen tüm ülkelerin Karadeniz için kullandıkları isimlerin anlam olarak içeriğinde Türkçe karşılığı “kara” ve “deniz” olan kelimeler vardır: Rusça (Chyomoye More), Ukraynaca (Chome More), Bulgarca (Chemo More), Gürcüce (Shavi Zghva), Romence (Ma-rea Neagre). Dilbilimciler bu nedenle Karadeniz adının Türk kültüründen kaynaklandığından eminler.

Orta Asya’dan Anadolu’ya göç edip Karadeniz kıyılarına geldiklerinde, denizin azgın dalgalarıyla karşılaşan Türklerin, facialarıyla insanları kara yaslara boğan bu aşırı hırçın denize “Karadeniz” ismini yakıştırdıkları rivayet edilir ama aslında kelimenin kökeninde Türklerin coğrafya isimleri verirken yönler ve renkler arasında kurdukları ilişkiler vardır.

Türkler yönler için hangi renkleri kullandı?

Türkler Doğu için “mavi-yeşil”, Batı için “beyaz-ak”, Kuzey için “kara-siyah”, Güney için “kızıl-al-kırmızı”, merkez için ise genellikle “sarı” renkleri kullanmıştır. Bu ilişkilere bakınca da Türklerin Karadeniz’e, Akdeniz’e, Yeşilırmak ve Kızılırmak’a ve diğer birçok yere niçin renklerle başlayan isimler verdikleri anlaşılabilir.