İnsan 36,5 derece sıcaklıkta niçin rahatsız oluyor?

İnsanlar yedikleri gıdalardan aldıkları enerjiyi organlarını çalıştırmada, kaslarını hareket ettirmede kullanır. Bu işlem sırasında fazla enerji, ısı olarak açığa çıkar. Vücut ne kadar çok çalışırsa üretilen ısı miktarı da o kadar artar. Vücut iç ısısını sabit tutabilmek için bu fazla ısıyı çevresine verebilmelidir.

Vücudun normal beden sıcaklığı 36,5 santigrad derecesi olarak kabul edilir. Aslında vücudun gerçek iç sıcaklığı derinin üst kısmına kadar 37 derece civarındadır. Bu nedenle ağızdan ve makattan alınan ölçüler, koltuk altından alınanlara göre yarım derece daha fazla olup vücudun iç sıcaklığını daha iyi yansıtır. Normal beden sıcaklığı kişiden kişiye değiştiği gibi, gün içinde az da olsa farklılıklar gösterir. Derinin dış yüzeyinin sıcaklığı ise tamamen değişkendir, hava sıcaklığı, nem miktarı, giysiler, saç ve kıl yoğunluğu gibi birçok şeyden etkilenir.

Vücudun 37 derece olan iç sıcaklığı Çeşitli mekanizmalarla kontrol edilerek hep aynı seviyede sabit tutulmaya çalışılır. İlginçtir ki, vücutla aynı sıcaklıkta olan suyu fazla sıcak hisseder, ılıtmadan banyo yapamayız. Kendi sıcaklığı 37 derece olan vücut, 22 derecedeki dış hava sıcaklığını soğuk hissedip üşümesi gerekirken aksine kendini daha rahat hisseder. Hava sıcaklığı 30 dereceyi bulduğunda bunalmaya başlar. Vücudun içinin ve dışının sıcaklığının aynı olmasının insan için dengeli bir ortam olması gerektiği düşünülebilir, kendi ile aynı sıcaklıktaki bir ortamdan rahatsız olması mantıksız gibi görünebilir ama bu durumdan yine vücudun kendisi, daha doğrusu ısısını ayarlayan mekanizması sorumludur.

Beyinin “hipotalamus” bölgesi vücut sıcaklığını devamlı kontrol altında tutar ve ısıtma veya soğutma olarak gerekli önlemleri alır. İç ısı fazla ise dolaşım sistemi bu ısıyı derinin yüzeyine taşıyarak dışarıdaki hava akımlarına transfer etmeye, ya da terleme yoluyla, suyun sıvı durumdan gaz durumuna geçerken oluşan soğutucu tesirinden faydalanarak, ısıyı düşürmeye çalışır. Dış sıcaklık 15 derecenin altına düştüğünde ise damarlarla deri yüzeyine taşınan kanı azaltarak iç ısıyı muhafaza eder.

Beyin, ısı almaçlarından gelen, derin vücudun ne kadar sıcak olduğu, vücut yüzeyinde ısının nasıl değiştiği gibi bilgileri analiz eder ve ne yapacağına, hangi tedbirleri alacağına karar verir. Dış çevre sıcaklığı vücut iç sıcaklığına yakın ve üstündeyse iç ısıyı dışarı vermek zorlaşır. Burada önemli olan dış ısı ile iç ısı arasındaki farktır. Bu fark ne kadar büyükse ısı kaybı o kadar kolaylaşır. Dışarısı 25 dereceden soğuksa 37 dereceyi geçmeye meyleden vücut iç ısısını kolaylıkla dışarı transfer eder, serinleriz. Bu 10-12 derecelik fark azaldıkça, yani dış sıcaklıkta 37 dereceye yaklaştıkça transfer hızı gittikçe düşer, 37 derecede sıfırlanır.

Sonuç olarak, insanın artan iç ısısını dışarı kolaylıkla transfer ederek normal seviyesini muhafaza edebilmesi için dış sıcaklığın iç sıcaklıktan en az 10 derece daha düşük olması gerekir. Bu nedenle insan ne kadar hareket ederse etsin 25 derecelerde rahatsız olmaz. Dış sıcaklık 37 dereceye yaklaştıkça, aradaki fark kapandıkça yani ısı transfer imkânı azaldıkça, rahatsızlık duygusu da gittikçe artar.