Enerji içecekleri nasıl enerji veriyor?

1

Enerji içeceklerine olan ve gün geçtikçe artan talebin altında sadece insanların kendilerini yorgun hissetmeleri yatmıyor. Uyumak ve yemek gibi hayati ihtiyaçları için gittikçe daha az zaman ayırabilen insanlar enerji içecekleriyle dayanıklılık ve fiziksel performans açıklarını kapatabileceklerini sanıyor. Halbuki enerji içecekleri vücuda fazladan enerji vermezler, sadece içeni uyararak kendini daha enerjik hissetmesini sağlarlar. İçlerindeki protein ve mineral miktarı, yani besleyiciliği sıfırdır, normal beslenmedeki diğer gıdaların yerini tutmazlar. Barındırdıkları vitamin ve mineraller taze meyve ve sebzelerden de alınabilir.

Enerji içecekleri ABD’ye gelmeden çok önce Asya’da biliniyordu. Japonların “Lipovitan” içeceği, işçiler geceleri daha verimli çalışsınlar diye küçük kahverengi ilaç şişelerinde üretiliyordu. AvustralyalI işadamı Dietrich Mateschitz 1982 yılında Asya’da bir iş gezisindeyken enerji içecekleri dikkatini çekti. 1984’de Avustralya’da “Red Bull” firmasını kurarak bir Thai içeceği olan “Krating Daeng”i (ki o da Lipovitan kökenli) piyasaya sundu. 1997 yılında ABD pazarına giren Red Bull iş hacmini her sene ikiye katladı. Bu arada piyasada farklı adlarla ama genelde aynı maddeleri içeren birçok enerji içeceği daha ortaya çıktı.

Enerji içeceklerindeki uyarma özelliğinin çoğu kafein ve şekerden gelir. İçindeki diğer ana maddelerden “taurine” vücutta doğal olarak bulunan, kalp atışını ve adale kasılmalarını düzenleyen bir amino asittir. Stresli zamanlarda ve fiziksel aktivitelerde az miktarda “taurine” kaybedilse de normal beslenerek yeterli protein alındığında vücut bu eksiği hemen telafi eder.

“B-grubu vitaminler” hücreler arası iletişimi ve besinlerdeki enerjileri açığa çıkarmakta kullanılır. Normal beslenmede zaten yeterli miktarda alındığından enerji içeceğinde bulunmaları pek de önemli değildir.

“Glukoronolakton” vücutta doğal olarak bulunur, glikoz parçalandığında oluşan bir karbonhidrattır. Vücuttan zararlı maddeleri atmaya yardım eder. Bir tür şeker olduğundan enerji verir. “Inositol” ise vücuttaki hücreler arasındaki mesajların iletilmesinde gecikmeyi sağlar.

“Kafein” beyindeki nöronları ateşler. Alarma geçen vücutta adrenalin salgılanır. Bu hormonla kalp atışı hızlanır, gözler büyür, karaciğer daha fazla enerji için kan dolaşımına fazladan şeker bırakır. Kafein beyinin uyku ile ilgili olan kimyasalı “adenosin”i bloke ederken, keyif alma merkezi ile ilgili salgı “depomine”yi de etkiler. Sonunda insanda sanki daha fazla enerji kazanmış hissini yaratır.

Eneıji içecekleri genelde zararsızdır ancak tüketiminde aşırıya kaçılması fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açabilir. Kafein kuvvetli bir uyarıcı olduğundan fazlası çarpıntıya, endişe ve kaygıya, uykusuzluğa, uyku düzeninde bozukluğa, sinirliliğe, bağımlılık ve yoksunluğa yol açabilir. İdrar söktürücüdür, vücudu susuz bırakır. Bir taraftan terlerken ve egzersiz yaparken enerji içeceği (hele bir de başka bir idrar söktürücü olan alkolle birlikte) hiç tavsiye edilmez.

Enerji içecekleri susuzluk giderici değildir, kolalı içecek veya gazoz yerine içilmezler. İnsan bir günde ne kadar kahve içebiliyor (kafein alabiliyor) ise en fazla o kadar eneıji içeceği içmelidir. Oysa enerji içecekleri ne kadar tüketilirse o kadar çok enerji kazanılır düşüncesiyle, su gibi içme eğilimi vardır. Kutuların üzerine “günde 2-5 kutu” şeklinde yazılan maksimum miktarı, içeceğin etkisini görebilmek için içilmesi gerekli miktar olarak algılayan da çoktur.

Enerji içeceklerinin kutularının üzerine büyük harflerle yazılması yasal zorunluluk olan aşağıdaki ifade ise zaten konuyu özetliyor: Alkol ile karıştırılarak veya birlikte tüketilmemelidir. Çocuklar, 18 yaş altı kişiler, yaşlılar, diyabetikler, yüksek tansiyonu olanlar, gebe ve emzikli kadınlar, metabolik hastalığı olanlar, böbrek yetmezliği olanlar ile kafeine hassas kişiler için tavsiye edilmez. Sporcu içeceği değildir, yoğun fiziksel aktivite sırasında veya sonrasında tüketilmemelidir. Günlük 500 ml.’den (iki kutu) fazla tüketilmesi tavsiye edilmez.