Balıkla birlikte yoğurt yemek insanı zehirler mi?

yoğurt balıkla yenir mi
0

Halk arasında genel olarak balık yoğurtla birlikte yenildiğinde veya yanında süt içildiğinde zehirlenme yaptığı inancı vardır. Bu, toplumdaki yanlış inançlara tipik bir örnek olarak gösterilebilir. Balık bayatsa yoğurda gerek kalmaz zaten zehirler. Yoğurt ise zehirleyici olması bir yana zaten zehirlenenlere yedirilen bir şeydir. Diğer taraftan, unutulmamalıdır ki, yanlış da olsa toplumdaki her inancın arkasında yatan, doğru gerekçelere dayanan bir sebebi mutlaka vardır.

Bir gıdanın bozulması ve yiyenleri zehirlemesi için içinde mikroorganizmaların, yani gözle görülemeyecek kadar küçük canlıların oluşması gerekir. Bu küçük canlılar eve getirilen gıdanın içinde de bulunabilir, besinin hazırlanma aşamasındaki ortamdan da bulaşabilirler. Şartlar uygun olduğunda bir mikroorganizmadan 12 saat içinde bir milyon kadarı ürer. Şartlar uygun değilse bir kaç saniye içinde ölürler. Bu minik yaratıkların zehirlenmelere ve hastalıklara yol açabilmeleri ancak besin içinde yeteri miktarda çoğalmalarıyla mümkündür. Pişirme, şekline, süresine ve sıcaklık derecesine bağlı olarak bu mikroorganizmaları yok edemeyebilir.

İçlerinde mikroorganizmalar oluşmamış balıkla süt türevleri bir araya geldiklerinde nasıl olup da zehirli olabilirler? Bu inançla ilgili olarak araştırmacılar farklı açıklamalarda bulunuyor. Birincisi, farklı besin gruplarının vücutta farklı şekillerde, farklı yerlerde, farklı zamanlarda ve farklı salgılarla sindirildiği ileri sürülüyor. Bu görüşe göre sindirim sisteminin verimli çalışabilmesi için neyin, neyle beraber yenildiği çok önemlidir.

balık yoğurtla yenir mi

Örneğin, proteinli gıdaların sindirilebilmesi için mide asit salgılarken, nişasta ve karbonhidrat esaslı gıdalar için alkalin salgılıyor. Her ikisi bir arada yenildiğinde mide hem asit hem alkalin salgıladığından bu iki sıvı birbirini nötralize ediyor ve ortaya çıkan suyumsu sıvı hiç bir şeyin sindirilmesine yardımcı olamıyor, sonucunda da sindirim işlemi tam gerçekleşemiyor. Midemiz dolu olduğu için biz mutlu oluyoruz ama sindirilmeyen gıdalar faydalı olacak yerde toksin üretmeye başlıyor ve insanlar bu sindirim problemini zehirlenme olarak algılayabiliyor.

Olaya yine bilimsel açıdan bakan bir başka görüş ise bazı bünyelerin proteine karşı alerjik olmasına dayanıyor. Eğer kişinin bünyesi proteine (ki bazı bünyeler sadece sütte bulunan kazein isimli proteine karşı hassastır) alerjik reaksiyon veriyorsa yanında bir başka proteince zengin gıda tüketildiğinde bünye iyice aşırı reaksiyon verebiliyor. Olay aslında zehirlenme değil vücudun savunma mekanizmasının zehirlenildiğini düşünüp “histamin” adlı hormonu aşın miktarda salgılamasıdır. Bu salgı neticesinde yüzde ve vücutta kızarıklıklar, kalbe giden damarlarda büzüşme, solunum yollarında tıkanma ve öğürmeler olabilir. Tüm bu belirtiler zehirlenmeye benzer görüntüler yaratabilir.

Yiyecek alışkanlıklarının çoğunun kökeni dini inançlara dayanır. Örneğin, İslamda kan içilmez, domuz eti yenmez. Hindular hayvanlan öldürmez ve yemezler. Yahudilikte de tek tırnaklı ve geviş getirmeyen hayvanların, pulsuz balıkların etleri yenmez, et ve süt karıştırılmaz. Bu nedenle balıkla sütün beraber tüketilmemesi şeklindeki batıl inancın Yahudilerin et ile sütün karıştınlmaması geleneğinden kaynaklanıyor olması da akla yakın geliyor.

Yahudi inancına göre et ve süt ürünleri kesinlikle birlikte yenmiyor. “Koşer” adı verilen yeme-içme kurallarını düzenleyen Yahudi kutsal metinlerinde “bir kuzu hiçbir zaman annesinin sütüyle pişirilmemelidir” diye belirtildiği için et ve süt beraber pişirilmez, beraber yenilmez. Hatta etli ve sütlü yiyeceklerin piştikleri kaplar, tabaklar, çatal ve kaşıklar ayrıdır, birbirleriyle kanştırılmaz.

Süt içilen bardakla et yerken su içilmez. “Etliye, sütlüye karışmama” deyimi de muhtemelen buradan gelir.

Zamanla Yahudi din adamları, insanlar kırmızı eti yanlışlıkla beyaz et sanıp sütle beraber tüketmesinler diye kuralın çerçevesini genişletmiş, balığı da, kuş etini de yasağa dahil etmişler. Bugün bile İsrail’deki McDonalds’larda süt ve peynir esaslı “milkshake” ve dünyaca meşhur “cheeseburger” satılmıyor.

Balık ve süt ürünlerinin beraber tüketilmemesi gerektiğine duyulan inanç ister bilimsel, ister dini veya folklorik esaslara dayansın ortada olan bir gerçek vardır. Temiz sulardan elde edilmiş balık uygun şekilde pişirildiğinde, yoğurtla beraber yenilse bile, birinden biri bozuk değilse zehirlenme olmaz. Geleneksel rakı sofralarında balığın yanındaki olmazsa olmazlar, beyaz peynir, tarator ve yoğurtlu mezeler de buna iyi bir örnektir.