Bakır kapları niçin kalaylatıyoruz?

kalaycılık
0

Bakır, tarih boyunca insanın günlük yaşamının içinde bulunmuş bir metaldir. Kazanlar, tencereler, maşrapalar, sahanlar, tavalar, kovalar, bakraçlar, siniler, tepsiler, taslar, leğenler, ibrikler, sürahiler, güğümler, cezveler… Bilinişi milattan önce 7000 yıllarına dayanan bakırın yaygın kullanılmasının sebebi, diğerlerine oranla çok kolay işlenebilir bir metal olmasıdır ama mutfağın gözde eşyası olmasının esas sebebi ısıyı iletme özelliğidir. Ocağın hararetini dağıtarak çabuk ısınır (mikrodalga fırında kullanılmamalıdır), süratle soğur. Hızlı ısıtılması gereken gıdalar için idealdir. Bakır kapta pişirilen pilavın yerini hiçbir şey tutmaz.

Bazı gıda maddelerinin içindeki asitler bakırla reaksiyona girip zehirlenmelere, hatta ölümlere yol açan zehirli bileşimler oluşturdukları için bakır kaplar kalayla kaplanır. Kalaylanan kaplar havadan etkilenmez, okside olmaz ve kimyasal maddelerin aşındırmasına karşı da korunmuş olurlar. Devamlı kullanılan bir bakır kabın zehirlenmeye yol açmaması için en azından yılda bir defa kalaylanması gerekir. Kalaylan atmış, yeşil bir renk almaya başlamış bakır tencerelerde yemek pişirilmemelidir.

bakrı kalaylama

Çok yumuşak olduğundan kolay şekillendirilebilmesi, ince tabakalar haline getirilebilmesi ve aside karşı çok dayanıklı olması gibi nedenlerle bakırın yüzeyinin kaplanmasında kalay kullanılmaktadır. İnsanı zehirleyici herhangi bir etkisi olmadığından besin maddelerinin korunmasında da kullanılır. Örneğin, konserve kutulan kalay kaplı metal saclardan yapılır.

Erime sıcaklığı düşük olduğu için kalayın kolay şekillendirilebilir. Ancak bu sefer de akla şöyle bir soru gelebilir: Bir bakır kapta şeker kaynatılırken veya zeytinyağında kızartma yapılırken erime sıcaklığı şekerin ve zeytinyağının kaynama derecelerinden düşük olan kalay, şeker veya zeytinyağı kaynamadan önce eriyip bakırdan kopmaz mı? Hayır, çünkü yemek pişerken kaynayan ne şeker ne de zeytinyağıdır, gıdaların içindeki sudur. Suyun kaynama noktası da kalayın erime sıcaklığından çok daha düşük olduğundan bir şey olmaz.

bakır kalayla

Gelelim kalayın bakırın yüzeyine nasıl tutturiılduğuna, yani kalaycılığa… Önce kalaylanacak kabın ezik, göçük tarafları çekiçle düzeltilir. Kırık yerler kaynak yapılır. Kapları kalaylayabilmek için önce üzerlerindeki pis tabakayı temizlemek gerekir. Devamlı ateşte kullanılan kaplarda zift gibi bir tabaka oluşur, bir kısmı da yağ bağlar. Kap, önce kum ve kömür parçalan ile temizlenir, oksitlenen ve kararan yerleri kazınarak parlatılır, yıkanır, kurutulur. Temizlenmiş kap ocakta ısıtılır, kalayın kaba yapışabilmesi için içine toz nişadır atılır. Isınmış olan kaba kalay parçaları sürülür ve eriyen kalayın tüm yüzeye yayılması sağlanır.

Kalaycılık deyip geçmemek lazım. Kabın tavını buldurmak, tavım kaçırmamak, nişadırı zamanında atmak çok önemlidir. Kalay tam tavında kabın yüzeyine atılmazsa kap kolay kolay kalayı tutamaz. Ne yazık ki bakırla birlikte var olan kalaycılık zanaatı da diğer bıçakçılık, demircilik, nalbantlık gibi yavaş yavaş yok oluyor. Her ne kadar son teknolojik ürünlere oranla bakır kaplarda pişen yemekler daha lezzetli ve sağlıklı oluyorsa da insanlar bakır kaplan artık sadece dekoratif amaçla kullanıyor.